bir buçuk ay aradan sonra büyük dönüş. istanbul, hatta kadıköy hatta moda... ve bir italyan restorantı casa di moda. 15 yıldır modada bulunan bu restorantda pazartesi işe başlıyorum. tekrar istanbula dönmek gerçekten güzel. zor olacak ama güzel olacak...
istanbul.... elinden öper.
Duman - İstanbul
Yükleyen xenan7. - Diğer müzik videolarına göz atın.
1 Ekim 2010 Cuma
12 Ağustos 2010 Perşembe
part one: completed
dün sağlık sorunlarım(bel fıtığı) sebebiyle işi bırakmak zorunda kaldım. aldğım 5 günlük rapor sonrası belimle yaptığım test sürüşünde vücudum 15 saatlik tempoyu kaldırmadı. şefe ve baş aşçıya durumu anlatıp mutfaktan ayrıldım. bi süre dinlenip belim düzeldikten sonra yeni bir macera için arayışlara başlıyacağım...
16 Temmuz 2010 Cuma
2 Temmuz 2010 Cuma

kurs bitti...
ertesi günü işkur'un yaptığı sınavdan tek 100 puan çıkaran kursiyer olarak birinci bitirmek benim için ayrı bir sevinç kaynağıydı. sınav sonrası insan kaynakları müdürünün baş aşçının benimle çalışmak istediğini söylemesiyle sevincimin ikiye katlandığını söyleyebilirim. yani tekrar sahalara dönüyorum. önümde üçte biri bitirilmiş bir sezon var. geri kalanı da tamamlayıp kendimi geliştirebileceğim yeni bir maceraya atılmalıyım. o zaman teker dönsün
27 Haziran 2010 Pazar
aşçı çırağı...
bir buçuk ay kadar önce başladığım aşçı çırağı kursunun bitmesine sadece 3 gün kaldı. endüstüriyel mutfağın evin mutfağından ne kadar farklı olduğunu daha yakından görme fırsatım oldu. bu işin aslında bir büyücülük değil de mühendislikle sanatın karışımı olduğunu görmem çok da uzun sürmedi. günde 13 saat ağır çalışmanın vücudumu yorduğu ve yıprattığını hesaba katmazsam oldukça eğlenceli birbuçuk ay geçirdim diyebilirim. ilk başladığım günle bu gün arasında epey bi fark var. bunu hafta içi hasan ustadan aldığım "sen kendini aşmışsın yahu. diğerlerinden sıyrılmışsın" demesiyle biraz daha farkettim. artık kendi başıma meze yapabilir, doğaçlama çalışabilir kıvama geldim. bikaç ay daha bu otelde kendimi geliştirip yetişmiş bir çırak olarak başka bir otelde yeni şeyler öğenmeye hazır olabilirim. o zaman...
29 Mayıs 2010 Cumartesi
soğuk meze günlükleri
kesip biçip doğrama işi bu hafta sona erdi. içimdeki cevheri farketmeleri pek de fazla uzun sürmedi. önce baş aşçı cumartesi haftalık olağan mutfak toplantısında şahsıma övgüler yağdırıp teşekkür etti gayretli başarılarımın devamını diledi. bikaç gün sonra da sebzehanede salata soyup marul doğramaktan alınıp soğuk meze ustasının yanına çırak tayin edildim. bikaçgün içinde süperkulade ustam tarık bana italyan salata karides salata acılı ezme ve bi ton mezeyi uygulamalı ve bana yaptırarak öğretmeye başladı. deniz ürünleri salataları italyan geceleri meksika gaceleri. sevdiğim işi yapmanın verdiği fiziki yorgunluk ve ruhsal ferahlık. bu yaz hızlı geçecek gibi. biraz tecrube lazım. eğlenmeye devam...
Etiketler:
deniz ürünleri,
italyan salata,
karides salata,
soğuk meze
19 Mayıs 2010 Çarşamba
yalnızım dostlarım...
bedeniyle iş yapanların (yanlış anlaşılmasın tabir. inşaat işçileri hamallar şöförler vs..) niye arabesk müzik dinlediklerini hiç merak etmedim. ama sebebini bulmam kendiliğinden oldu. şu aşçılık işine daldığımdan beri elimde bıçak bişeyler doğruyorum rendeliyorum kıyıyorum. ve hep dilime arabesk müziğimizin güzide seçme eserleri takılıyor nedendir bilmem. kulağımda hep o arabesk havalar var. adam akıllı müzik dinlemeye başlamam babamın bizim evdeki kasetçaları tamir etmesine denk gelir. yine bozulunca biriktirdiğim sony walkmanim ile devam ettim müzik macerama. mustafa sandal kenan doğulu ile başlayan müzik serüvenim birden sertleşti megadeth ile tanışmamala. uzun süre direndim metallica dinlememek için sonra. michael jordanı sevmemek için direnmem gibi. sonunda black albümü elime geçene kadar. ve kayış koptu daha sonra. tüm metallica megadeth albümleri bi ton heavy metal deadh metal albümünden sonra sanırım biraz yavaşlamaya karar verdim. merzifona tayin olduğumda geçirdiğim a sosyal ve bunalımlı dönemde ev arkadaşlarımın etkisiyle yavaş yavaş sardım arabeske. ha bir de yazları gelip aşk acısı yüzünden öküzler gibi böğürdüğümde... ibrahim tatlıses orhan gencebay ve son nokta benim için müslüm gürses. bunların içinde kaliteli müzik dediğinde orhan gencebay. mükemmel yorum dediğimde müslüm gürses geldi hep. ibo benim için dilde tekerlemeden ileri gitmedi. bi de antidepresandan. merzifonun son dönemi ve istanbulda toparladım kendimi. biraz daha rock ve blues ağırlıklı ama hep iyi müziği arayan bi kulağım oldu. oturup saatlerce aziza mustafa zadeh dinleyebilecek kadar...
olayın başına dönersek neden hep beden işçileri arabesk müzik dinler ve söyler. heralde bu motivasyonu arttırıyor gibi geliyor. mağduru oynamak oynayanı sevmek var bizim genimizde. biri bize nasılsın diye sorduğunda "abi sürünüyoruz işte" diye cevap vermeyi seviyoruz biz. kim olursa olsun sırtında küfe ile gezen bi adamın deep purple söylemesini normalmiş gibi görmesini bekleyemeyiz. ben ki elimde bıçak kabak doğrarken yalnızım dostlarımı söylüyorsam bu bizim alaturka genlerimizden.
-naber birader
-eyvallah abi sürünüyoruz işte...
Not: dünya turu uzun bi süre askıda kalacak gibi. kısmet...
olayın başına dönersek neden hep beden işçileri arabesk müzik dinler ve söyler. heralde bu motivasyonu arttırıyor gibi geliyor. mağduru oynamak oynayanı sevmek var bizim genimizde. biri bize nasılsın diye sorduğunda "abi sürünüyoruz işte" diye cevap vermeyi seviyoruz biz. kim olursa olsun sırtında küfe ile gezen bi adamın deep purple söylemesini normalmiş gibi görmesini bekleyemeyiz. ben ki elimde bıçak kabak doğrarken yalnızım dostlarımı söylüyorsam bu bizim alaturka genlerimizden.
-naber birader
-eyvallah abi sürünüyoruz işte...
Not: dünya turu uzun bi süre askıda kalacak gibi. kısmet...
Etiketler:
arabesk,
beden işçileri,
heavy metal,
rock
10 Mayıs 2010 Pazartesi
bol yeşillik
bu gün bol yeşillikli bi gündü ))) yeşil soğan, salatalık, maydanoz, roka vs...
eğlenceliydi yorucuydu...
yeni gün yeni maçera...
eğlenceliydi yorucuydu...
yeni gün yeni maçera...
9 Mayıs 2010 Pazar
bi boylalı kuşum
bikaç gündür koşuşturma yüzünden yazamıyorum.
bi boyalı kuş olma yolunda emin adımlarla ilerliyomuyum ne. hayallerimi gerçekleştirmek için ilk adımımı attım. bu pazartesi kuşadası pine bay resort da aşçı yardımcılığı kursuna başlıyorum. pek büyük bişi değil ama bi yerden başlamak lazım. büyük hayaller için küçük adımlar.
bundan sonra pek sık yazamasam da daha çok eğleneceğim kesin.
zora düşünce bu posta bakıcam. yola çıkma zamanı. teker dönsün...
bi boyalı kuş olma yolunda emin adımlarla ilerliyomuyum ne. hayallerimi gerçekleştirmek için ilk adımımı attım. bu pazartesi kuşadası pine bay resort da aşçı yardımcılığı kursuna başlıyorum. pek büyük bişi değil ama bi yerden başlamak lazım. büyük hayaller için küçük adımlar.
bundan sonra pek sık yazamasam da daha çok eğleneceğim kesin.
zora düşünce bu posta bakıcam. yola çıkma zamanı. teker dönsün...
3 Mayıs 2010 Pazartesi
Doğa İçin Çal
Ben sadece üzerime düşen görevi yapıyorum
Dünya'nın hali ortada. Yerküresiyle, atmosferiyle tehlike sinyalleri verip duruyor.
Küresel iklim değişikliği bir dert; seller, taşkınlar, buzulların erimesi, kıyıların denizler tarafından yutulması ihtimali, kuraklık...
Beslenme başka bir dert; besin bulanlar için GDO'lu ürünler, denetimsiz tarımsal ilaçlama, sakıncalı katkı maddeleri... Bulamayanların sorunu karmaşık değil: Sadece açlık! Enerji savaşları, temiz su savaşları... Yani gidişat iyi değil.
En güçlü ya da yoksul olanların büyük çoğunluğu, kendi küçük ya da büyük çıkarını esas alarak, kendini dünyanın merkezine koyarak yaşıyor. Herkesin mazareti var!
Çok şey sadece günü kurtarmaya yönelik.. Doğayı yok sayarak yapılan her şey, geleceğimizi biraz daha belirsizleştiriyor. Komik olan, korunmak doğanın umurunda bile değil. O nasıl olsa, öyle ya da böyle var olacak... Vay bizim halimize...
İklim değişiklikleri, seller, taşkınlar, bunlar dünya kabuk bağladığından bu yana hep var ama son yüz yılın grafikleri öncekilerle benzerlik göstermiyor, kendi elimizle yaptıklarımızın, bu kötü gidişe direkt etkisi var. Önceleri düşe kalka yaşıyorduk, artık kıçımızın üstünde hızla kaymaya başladık. İşin bilimiyle uğraşan herkes bu konuda hem fikir. Çevreci hareketler, bu gidişi durdurulması gerektiğini herkese anlatmaya çalışıyor.
Agaclar.net olarak başından beri işin neresinden tutacağımıza bakıp durduk. Yaptığımız her şeyde bu amacın izi var. Daha neler yapabiliriz?
Doğa sorunlarının evrenselliği, doğanın insanlara mekan ve kaynak oluşuyla, müziğin evrenselliği ve insanların ortak dili oluşu arasındaki bağ, projenin çıkış noktası oldu.
Müzik; yaygın, eneji dolu, durdurup kendini dinleten ya da arka plana geçip çaktırmadan varolan...
Seçtiğimiz parça: "Divane Aşık Gibi" Bilmeyen yok, sevmeyen yok...
Dünyanın çivisini çıkaranlar kadar, bunu seyretmekle yetinenler de benzer biçimde sorumluysa, çözümler bulmak ve uygulamak zorundaysak, her vesile ile hatırlamalı, hatırlatmalıyız.... Hem değişim gerektiğini bilip, hem "Şöyle yap, böyle yap" laflarını dinlemediğimize göre, "ne yapmalıyım" diye düşünmek gerektiğini her dinlediğinde hatırlatan bir müzik işe yarar mı? En azından konunun farkında olanlar için, arka planda fazladan bir vicdan azabı durumu yaratır mı?
"Birlikten kuvvet doğar" mı? Tek tek düşündüğümüz, anlatmaya çalıştıklarımız, hep birlikte, bir ucundan tutarak ortaya konduğunda verdiği enerji artar mı?
Agaclar.net'ten Fırat Çavaş, doğdukları iller farklı, yaşadıkları mekanlar farklı, zevkleri, yaşama bakış açıları farklı 45 müzisyeni, varolan gerçekleri bir kez daha hatırlatmak için bir araya getirdi: Doğa için çal!
"Divane Aşık Gibi" yollarda dolaşmaktan başka, hem mecazda hem de fikirde "Sen yağmur ol, ben bulut, Maçka'da buluşalım" diyoruz.
Yeni başladık, devam edeceğiz...
Sizi de bekleriz!
Doga icin cal ! / Divane Asik Gibi - Official Video from Doga icin cal on Vimeo.
Doğa İçin Çal, bir agaclar.net projesidir.Dünya'nın hali ortada. Yerküresiyle, atmosferiyle tehlike sinyalleri verip duruyor.
Küresel iklim değişikliği bir dert; seller, taşkınlar, buzulların erimesi, kıyıların denizler tarafından yutulması ihtimali, kuraklık...
Beslenme başka bir dert; besin bulanlar için GDO'lu ürünler, denetimsiz tarımsal ilaçlama, sakıncalı katkı maddeleri... Bulamayanların sorunu karmaşık değil: Sadece açlık! Enerji savaşları, temiz su savaşları... Yani gidişat iyi değil.
En güçlü ya da yoksul olanların büyük çoğunluğu, kendi küçük ya da büyük çıkarını esas alarak, kendini dünyanın merkezine koyarak yaşıyor. Herkesin mazareti var!
Çok şey sadece günü kurtarmaya yönelik.. Doğayı yok sayarak yapılan her şey, geleceğimizi biraz daha belirsizleştiriyor. Komik olan, korunmak doğanın umurunda bile değil. O nasıl olsa, öyle ya da böyle var olacak... Vay bizim halimize...
İklim değişiklikleri, seller, taşkınlar, bunlar dünya kabuk bağladığından bu yana hep var ama son yüz yılın grafikleri öncekilerle benzerlik göstermiyor, kendi elimizle yaptıklarımızın, bu kötü gidişe direkt etkisi var. Önceleri düşe kalka yaşıyorduk, artık kıçımızın üstünde hızla kaymaya başladık. İşin bilimiyle uğraşan herkes bu konuda hem fikir. Çevreci hareketler, bu gidişi durdurulması gerektiğini herkese anlatmaya çalışıyor.
Agaclar.net olarak başından beri işin neresinden tutacağımıza bakıp durduk. Yaptığımız her şeyde bu amacın izi var. Daha neler yapabiliriz?
Doğa sorunlarının evrenselliği, doğanın insanlara mekan ve kaynak oluşuyla, müziğin evrenselliği ve insanların ortak dili oluşu arasındaki bağ, projenin çıkış noktası oldu.
Müzik; yaygın, eneji dolu, durdurup kendini dinleten ya da arka plana geçip çaktırmadan varolan...
Seçtiğimiz parça: "Divane Aşık Gibi" Bilmeyen yok, sevmeyen yok...
Dünyanın çivisini çıkaranlar kadar, bunu seyretmekle yetinenler de benzer biçimde sorumluysa, çözümler bulmak ve uygulamak zorundaysak, her vesile ile hatırlamalı, hatırlatmalıyız.... Hem değişim gerektiğini bilip, hem "Şöyle yap, böyle yap" laflarını dinlemediğimize göre, "ne yapmalıyım" diye düşünmek gerektiğini her dinlediğinde hatırlatan bir müzik işe yarar mı? En azından konunun farkında olanlar için, arka planda fazladan bir vicdan azabı durumu yaratır mı?
"Birlikten kuvvet doğar" mı? Tek tek düşündüğümüz, anlatmaya çalıştıklarımız, hep birlikte, bir ucundan tutarak ortaya konduğunda verdiği enerji artar mı?
Agaclar.net'ten Fırat Çavaş, doğdukları iller farklı, yaşadıkları mekanlar farklı, zevkleri, yaşama bakış açıları farklı 45 müzisyeni, varolan gerçekleri bir kez daha hatırlatmak için bir araya getirdi: Doğa için çal!
"Divane Aşık Gibi" yollarda dolaşmaktan başka, hem mecazda hem de fikirde "Sen yağmur ol, ben bulut, Maçka'da buluşalım" diyoruz.
Yeni başladık, devam edeceğiz...
Sizi de bekleriz!
Doga icin Cal 2 / Uzun ince bir yoldayim - official video from Doga icin cal on Vimeo.
Etiketler:
ağaçlar,
çevre,
doğa için çal,
iklim değişikliği,
küresel ısınma
2 Mayıs 2010 Pazar
Dünya Turu Avrupa

BÖLÜM 1
bu kadar kapsamlı bir gezi programını ilk defa yazıyorum. daha önce yurtiçi ufak rotalı gezilerde detaylı programlar yazmış ve uygulamıştım ama bu daha farklı. hiç bilmediğimiz bir yere. daha büyük bir macera...
Balkanlar.
artık herşeyimiz tamam. ingilizcemizi geliştirdik, kendimize yetecek kadar ispanyolca ve fransızca öğrendik. goldwing'imizi de aldık. çantalarımızı yerleştirdik, vizeler pasaportlar herşey hazır. o zaman artık teker dönsün bebek...
avrupa etabının ilk bölümü balkanlardan oluşacak. ana hatlarıyla rotamız: istanbul-selanik-bitola-üsküp-mostar-saraybosna olacak. tabi bu rotayı isteğimize ya da şartlara göre değiştirebiliriz.
1. kısım
katedeceğimiz ilk ülke yunanistan. yunanistandan geçip de Ata'nın doğup büyüdüğü toplarklara uğramamak büyük hata olur. ilk hedefimiz selanik. ileri...
istanbul selanik kara yolu hattı 9 buçuk saat kadar tutuyor. (yani hesaplamalar bunu gösteriyor 90 km sabit hız vs vs..) bu yolu iki parçada gitmeyi planlıyoruz. yani arada bir durak olacak. kavala. kavala yunanistanın kuzey doğusunda kalan bir sahil şehri. bikaç gün burda konaklayıp deniz kıyısında güzel bi akşam yemekleri yemek, küçük bir yunan kasabası kıvamındaki bu şehri biraz gezmek uygun olur diye düşünüyorum. uzun süre bize benzeyen bu son topraklardan uzak kalacağız çünkü.
kavala dan birkaç enstantane. kavala hakkında bilgi
burada biraz vakit geçirdikten sonra rotamızı selaniğe çeviriyoruz. kalacak yerimize yerleştikten sonra ilk olarak Ata'mızın doğduğu evi görmek olacak.
selanik den birkaç enstantane
burdaki turumuzu tamamladıktan sonra istikametimiz makedonya olacak. onu da bir sonraki postta yazıcam...
Etiketler:
balkanlar,
bitola,
istanbul,
kavala,
mostar,
saraybosna,
selanik,
üsküp,
yunanistan
1 Mayıs 2010 Cumartesi
BU GÜN 1 MAYIS
30 Nisan 2010 Cuma
Dünya Turu devam Part 2...
2008 BMW R1200GS - Adventure Motorcycles - Watch more Funny Videos
sırada kuzey batı afrika ve çin-hindistan-mısır-kudüs etabını birlikte geçeceğimiz bmw r 1200gs adventure var.
niçin bu motoru tercih ettiğimizi videoyu izler izlemez farkedeceksiniz. honda goldwing nasıl turier makinaların everestiyse gs serisi de her zaman enduro motorların zirve noktası olmuştur. 1200 cc lik boxer motoru ile sıfır vibrasyonun konforlunu veren bmw telelever süspansiyon sistemi ile dünyanın en konforlu enduro motorsikletini yaratmıştır. standart olarak sunduğu abs güvenli yolculuğun da olmazsa olmazıdır. 1200 cc boxer motor bize 105 hp güç ve 115 nm tork sunmakta. yakıt yönünden de oldukça cimri olan bmw bize 90 km sabit hızla 100 km de 4,6 lt yakıt tüketimi ile ekonomik bir motor olduğunu da göstermekte. bmw yi diğer enduro motorsikletlerden ayıran önemli bir özelliği de şaft tahrikli olması. ee ne var diyebilirsiniz. ama enduro yol şartlarında zincirinizin sık sık kirlenmesi arasına bişeyler sıkışması ve hatta zorlanarak kopması olasıdır. şaft tahrikli motorlarda böyle bir sorun yaşanmayacağı gibi bakım problemi de olmamaktadır. bu makinyı biraz kullandığınızda " abi alman yapmış bee" tepkisini yüksek sesle olmasa da yüzünüzdeki gülümseme ile vermeniz olasıdır. bmw nin geniş enduro aksesuar seçenekleri özellikle üçlü çanta setleri, gps'ler, depo üstü çantalar, sis farları, yan koruma demirleri ve bir çok seçeneği ile enduro konusunda birçok markanın önüne geçiyor.
aslında Yelizin motorsiklet kullanma konusundaki becerilerine göre ona da bu keyfi daha iyi yaşayabilmesi için f 800 gs almayı düşünmüyor değilim. hele bi tura çıkalım da.
bu arada bmw de bizden önce büyük bi enduro turu yapmış. onların bilgilerinden fayralanmak iyi olacak. linki burada
28 Nisan 2010 Çarşamba
Dünya Turu devam...
Honda Goldwing 1800
Yükleyen storenchere. - motor sporlarıyla ilgili videoları izleyin.
Honda Goldwing 1800
Hondanın everest tepesi. turier makinalar arasında en şaşalı en gösterişli ve en konforlu olanı. elcik ve kotuk ısıtma, klima, air bag, müzik sistemi, isteğe göre monte edilen soğutucu, yol bilgisayarı, hareketli ön cam, abs, geri vites ve aklıma gelmeyen bi ton özellik. bunun yanında yüzlerce aksesuar desteği. honda goldwing air bag 1800 modelini aksesuarsız olarak 69.100 tl ye satıyor. gerekli gördüğünüz aksesuarlarla bu makinanın fiyatı 75 bin tl yi bulabiliyor.
Bu motoru tanıtmamın sebebi malum. çıkacağımız dünya turunda avrupa ve güney amerikayı hatta gidebildiğimiz kadar yolu bu motorla katetmek. az buz yol değil biraz rahat biraz konfor bizim de hakkımız. ha özellikler arasına cruise controlu(hız sabitleyici) eklemeyi unuttum. makinanın 1800 cc lik boxer motoru bize 118 hp lik bir güçve 167 nm sağlıyor ki bizi bu fazlasıyla sevindirir. gitmeyi bildiği gibi durmayı da iyi bilen bi makina goldwing. ağır olmasına rağmen önde 296mm 3 piston kaliperli kombine 2 disk ve yine 3 piston kaliperli abs curuflu 316 mm tek disk ile arka freni bizi güvenle durdurabilmekte. 417 kg. tabi bu kadar ağırlıkla hantal bir motor görünümünde olsada asla hantal değil goldwing. aksina çok kıvrak ve manevra kabiliyeti çok üstün. tabi motoru idare edebilmek için biraz ağır olmak da gerekiyor kanımca. eğer 90 kg üstüne bir sürücüyseniz makina durduğunda kontrolünüz kolaylaşır. elime geçtikçe bikaç video daha ekliycem. şimdilik bu kadar.
Essayez de suivre cette Honda Goldwing gl1800
Yükleyen e-kwak.
Etiketler:
1800 cc,
abs,
airbag,
honda,
honda goldwing
27 Nisan 2010 Salı
Dünya Turu...

Dün gece Yeliz'le elimize haybeden para geçse (sayısal vursa ne bileyim, piyangodan para çıksa ya da mısırdaki büyük büyük dedemden miras kalsa) herşeyi arkamızda bırakıp bi dünya turu yapabilirmiyiz diye konuşmaya başladık. Konuşma uzadı sadece lafta kalmasın dedik. hayal kurmaya başladık bi taraftan. Hayalimizi detaylandırmaya plan yapmaya giriştik.
Önce ne ile yapacaktık ki bu dünya turunu anlatılmaya değer daha fazla macera olsun içinde. Yeliz hemen koydu son noktayı. Hem de benden önce. Motorsikletle yapacaktık dünya turumuzu. Öyle her babayiğidin harcı değildir motorsikletle dünya turu. Önce cesaret ister, sonra dayanıklılık.
Bu seri postlarda dünya turu planlarımızı ve detaylarını yazıcam size. İlk iş olarak dün gece rotamızı çıkardık. Ben de çizdim bu sabah. İstanbuldan avrupa istikametine doğru başlayıp kuzey afrika ve güney amerika ile devam eden, oradan yeni kıta avusturalya devamında endonezya, honkong, biraz çin, hindistan, parkistan, dubai ile birleşik arap emirlikleri ve tekrar sudan ile afrikaya geçtiğimiz mısıra ordan kutsal topraklar kudüse ve sonrasında şam nihayetinde hataydan yurda dönüş yaptığımız. Ankarada Ataya gezdiğimiz gördüğümüz yerleri anlatıp izmire döndüğümüz büyük bi rotamız var.
Gezimizin zaman planlamasını henüz yapmadık ama yaklaşık 3 yıl sürmesini öngörüyoruz. Bu süre zarfında avrupada ve güney amerikada kullanmayı planladığımız honda goldwing ve afrika ile çin parkistan mısır hattında kullanmayı düşündüğümüz bmw r1200 gs adventure'ı da size detaylı tanıtıp niçin bu makinaları tercih ettiğimizi anlatıcam.
Neler olacak bu gezi planının içinde; Gidilecek şehirler tabiki öncelikle, yapılacak aktiviteler, geçirilecek zaman, harcanmayı öngörülen para, yolda dinlenecek müzik, fotoğraf makinası, kamera, yol güzergahları ve birçok şey daha.
Tabi tura çıkmadan önce halledilecek şeyler de var. Bütün dünya türkçe konuşmadığına göre önce kendimize yetecek kadar dil öğrenmemiz gerekiyor. İkimizde de biraz ingilizce var. bunun üstüne biraz daha koyucaz. akabinde aramızda paylaştığımız üzere ben ispanyolca ve buna ek olarak biraz portekizce (güney amerikada çok ihtiyacımız olacak) Yeliz de fransızca öğrenecek (bu da afrikada işimizi görecek)
Büyük dünya turunu malum motorsikletle atıcaz. Yeliz'in motorsiklet tecrubesini göz önüne alarak alıştırma olsun diye mini bi türkiye turu yapıcaz öncelikle. Motorsikleti sevecek mi rahat edecek mi? (günde 500 km den sonra işkence olabiliyor çünkü)Bu sırada Yeliz motorsiklet kullanmayı da öğrenecek. Ufak bi mersin, adana, antep, ürgüp, kayseri, amasya ve devamında batı karadeniz turu ile 20 günlük bi alıştırma yapıcaz. Özellikle 20 gün çünkü bu kadar yolu kısa sürede yapmalıyız ki dayanıklılığımız ölçülsün. Tahmini 3 bin km ye denk gelecek. Türkiye turunu bmw ile yapıcaz. çünkü bizi asıl zorlayacak etapları bmw ile geçicez.
Yanımızda 3 çanta olacak. bunlardan 2 si Yeliz'in çantaları. ben bi sırt çantası alıcam kendime. içinde şort tişört ve şarj aleti olan. Çantaların 1 tanesinde kamera fotoğraf makinası ve netbook ve motorsikletin gereçleri olacak. İhtiyaçlarımızı yoldan alıcaz. Ben genelde giy ve at seçeneğini tercih edicem. Çok ucuz kıyafetler alıp kirlendikçe atma yoluna gidicem.
Zor bi yolculuk olacak. Çok uzun sürecek... Detayları yazıcam önümüzdeki zamanlarda...
Etiketler:
afrika,
ankara,
avrupa,
avusturalya,
bmw,
çin,
dünya turu,
endonezya,
güney amerika,
hatay,
hindistan,
honda goldwing,
ispanya,
italya,
kudüs,
küba,
mısır,
motorsiklet,
rota,
sayısal
26 Mart 2010 Cuma
sandık, hayko cepkin...
Hayko Cepkin Yol Gözümü DaÄ�lıyor 2010
Yükleyen koray1987. - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.
yine inanılmaz bi albüm...
albümün ilk klibi: yol gözümü dağlıyor...
Etiketler:
hayko cepkin,
sandık,
yol gözümü dağlıyor
kireatif düşünce
insan okudukça hevesleniyor yazmaya. kreatif düşünce dediklerinin yarısı esinlenme bi kısmı çağrışım, geriye kalan küçük bi kısmı sıfırdan yaratma. ama fikir olmadan zikir olmuyor. fikir için de ayrı bi zikir gerekiyor. "zikir-fikir-zikir" kısır döngüsü içinde dönüp dolaşıyor o zaman bu kreatif düşünce denilen eylem tarzı. bişi yaratacaksan bişi yapman lazım. e yapacağın şey için bişi yaratman lazım. aman yarabbi saçmalamanın dayanılmaz hafifliğinin tahammül edilemez ağırlığı içerisinde boğulmaktan kurtaracak zikir-fikir-zikir kısır döngüsü içerisindemiyim neyim...
3 Şubat 2010 Çarşamba
80' ler terbiyesi...
yeni şeyleri dinlemeye alışamadım hala. eskileri bitiremedim çünkü. sanırım yavaş tüketiyorum müziği. iyi bişey olsa gerek bu.zaten daha bitiremedim eskileri. durup durup eskileri dinliyorum. ya eskiyi özlemekten bu hatırlamak, unutmamak için eskiyi, güzel günleri. ya da yeni dinlenecek bişey olmadığı, müziğin endüstüriyel bi tüketim malzemesi olduğu için. rock parçaların içinde soloları olmadığı, şarkı sözlerinin abuk subuk olduğu için. 90 ları özlediğim içindir belki. bizim kuşağın özelliğidir eskilere takmak. hiç istemezdim 83 sonrası doğmak. asıl milat 80 dir bu konuda ama ucundan kıyısından bikaç yıl daha dokunur o güzel jenerasyonun etkileri. maradona'yı, jordan'ı seyretmek bahşedilmiştir bize, beyaz gölgeyle büyümek. bon jovi, u2, queen, metallica, iron maiden ile, bulutsuzluk özlemi ile büyümüştür bizim jenerasyonumuz. akşam 7 de eve girmiştir çoğumuz ailecek akşam yemeği yenilmiştir hep. belki bu yüzden terbiyeli iyi aile çocukları olup da bu kadar isyankar olmayı başarabilmişizdir. o zamanlar kirli değildi zihnimiz belki. yarış atı gibi yetiştirmiyordu ebeveynlerimiz bizi. dershaneye lisede gidilirdi, mahallede top oynanırdı kızlı erkekli. tek kavgamız ortak aldığımız topun kimin evinde duracağıydı. iyiki yoktu bilgisayar oyunları (varsa da comodore 64 ya da amiga 500 ler vardı)cep telefonu yoktu, arkadaşımızı çağırmaya evine gittiğimizden oyun için bilirdik nerde oturduğunu, evinin durumunu içini dışını. verelim gözüne mavi sakalın gidelim geçmişe...
28 Ocak 2010 Perşembe
hoşçakal nonda
nonda hayat onda...galatasaraya geldiği günden beri taraftarın ismini içten gelerek ve sevgiyle haykırdığı ender yabancılardan. nondayı tek kelimeyle açıkla deseler sorunsuz derim. monaco da dizinden geçirdiği sakatlık olmasaydı şu anda real madrid de ya da milanda oynuyor olurdu muhtemelen. monaco da 2002-2003 sezonunda 26 gol atarak gol kralı olmuş aynı yıl avrupada bronz ayakkabıyı kazanmıştı. son 9 yılda 50 yabancı oyuncu geçmiş galatasaraydan bunlardan kaçı hatırlanır bilmem ama nonda hatırlanır mutlaka.
sırf ismine yazılmış tezahuratları bile yeter ismini hatırlamaya.
hoşçakal kara kıtanın naif delikanlısı. hoşçakal nonda...
23 Ocak 2010 Cumartesi
alamancı arabeskçiler

2006 haziran ayında yasin kader ile bora doğanayın buluşmasıyla kurulan gruba daha sonra murat aytar ve gamze kaderin de katılmasıyla gurup güç kazandı.
grup ilk kurulduğunda bir ismi yoktu. gruba ismini veren murat aytar isim için bir fotoğraftan esinlendiğini söylüyor.
grubun ilk albümü olan "arpa denen mubarek"de 11 parça artı bir de bonus parça bulunuyor. eserlerin neredeyse tamamının söz ve müziği kendisine ait olan grubun albümünün yakında çıkması bekleniyor.
grubun albüm resimleri izmir doğanbeyde yine grup üyeleri tarafından çekildi. albümün 9. parçasında güliz ergölen konuk sanatçı olarak yer alıyor. albümün çıkış tarihi tam olarak belli olmasada yaz sonuna doğru piyasalarda olması bekleniyor.
albümün hit parçaları "sabah erkenden kalkar" ve "cadde bostanı" grubun hayranları daha önceden tanıyor...
grup alternatif arabesk tarzında müzik yapsada farklı soundları potasında eritebilmiş farklı bir grup olarak göze çarpıyor.
müzikalitesi yüksek bu farklı grubu biboyalıkuştum olarak tüm müzikseverlere tavsiye ediyoruz...
22 Ocak 2010 Cuma
Bir Fransız Centilmeni

Bir fransız centilmeni olmaya karar verdim Pari…
Artık o yaban hayat yok
Bir yerden bir yere savrulmak
Hayatın sillesinden kahrolmak yok Küçük;
Ne kadar gider bu centilmen tavrım bilmem
Lakin şundan korkarım
Sonum çıtkırıldım olur Küçüğüm
Korkarım bundan
Tırsarım birazda
Ya olursam kunek gibi bişi,
Olmaktan korkarım Küçüğüm
Korkarım
Evet korkarım
canazorxxl...
17 Ocak 2010 Pazar
hep engellendim,
debelendim.
mahallede tektim,
ailede tektim.
umut ettim çok
çok hayal kurdum,
yükseklerde uçtum.
biçok ise girdim,
biçok isten çıktım.
saçımı kesmedim hiç,
gravatım olmadı.
hem okudum çok,
hem de yazdım,
yapayalnızdım.
bi boyalı kustum
bi boyalı kustum ben.
bi boyalı kustum
bi boyalı kustum ben.
umut ettim çok,
çok hayal kurdum,
yükseklerde uçtum.
seni buldum,
(ya da) sen beni buldun.
sevistik,
debelendik.
gece oldu çok,
çok gündüz oldu,
dönüp baktım iste hayat.
bi boyalı kustum
bi boyalı kustum ben.
bi boyalı kustum
bi boyalı kustum ben.
umut ettim çok,
çok hayal kurdum,
yükseklerde uçtum.
benim hep aradığım hayattı bu, hep özlediğim hayat.
içimdeki boyalı kuşu kafese koymadım hiç bu yüzden,
yemini suyunu hiç eksik etmedim.
o nereye gitse takip ettim hep,
kanadının rüzgarın üstünde süzülüşünü.
ben hep bi boyalı kuştum,
bi boyalı kuştum ben.
umut ettim çok,
çok hayal kurdum,
yükseklerden uçtum...
A Beat For Peace
barış için bir ritim...
küresel silah tüccarlarının, savaş tanrılarının ve barış deccallarının yıllardan beri dünya ve özellikle kara kıta üzerinde oynadıkları küçük oyunlardan biridir sadece sudan.
afrikayı dünyanın en büyük silah pazarı olarak gören, orada yaşayanları insan değilde hedef tahtası olarak gören küresel güçler, afrika halklarını açlıkla öldürdükleri yetmiyormuş gibi bir de birbirlerine silahla öldürtüyor.
Ruanda da hutular ve tutsiler sudanda çıkarılan iç savaş... dünya nüfusunun tüm enerjisini sömüren avrupa ve amerika ve her seferinde dahaaa dahaaa diye çığlıklar atan savaş tanrıları...
16 Ocak 2010 Cumartesi
memleketin son 7 senesi (kısa özet)
cumartesi ve pazar sabahları neden hep magazin programları yayınlanır büyük ulusal kanallarda?
bu kadar mı uyuşturulur bir halk. bu kadar mı populist yetiştirilir bir gençlik ülke gerçeklerinden bi haber. tamam medyanın birinci görevidir uyuşturmak, tamam sizin işiniz bizi gerçeklerden koparmak. ama bu kadar mı olur be kardeşim. tekel işçilerinin direnişini, istanbuldaki satılan itfayecilerin yakarışını biriniz mi vermez. ayıptır yahu. özgür basın diye tutturduğunuz türküyü bu halk ne kadar dinler daha...
birileri arada bir de olsa düzgün bikaç cümle kuruyor bu mecliste. umarım benim iyi niyetli vatandaşım dinlemiştir...
bu kadar mı uyuşturulur bir halk. bu kadar mı populist yetiştirilir bir gençlik ülke gerçeklerinden bi haber. tamam medyanın birinci görevidir uyuşturmak, tamam sizin işiniz bizi gerçeklerden koparmak. ama bu kadar mı olur be kardeşim. tekel işçilerinin direnişini, istanbuldaki satılan itfayecilerin yakarışını biriniz mi vermez. ayıptır yahu. özgür basın diye tutturduğunuz türküyü bu halk ne kadar dinler daha...
birileri arada bir de olsa düzgün bikaç cümle kuruyor bu mecliste. umarım benim iyi niyetli vatandaşım dinlemiştir...
Suede - Filmstar [1997]
bu parçayı ilk ntv spor ispanya ligi golleri klibinde dinlemiştim. videosu da gayet güzel...
bi boyalı kuştum test yayınına başlıyor.
hani yeni bi fabrika, entegre et tesisi ya da umumhane açılışında kurdeleyi kesen zat "vatana millete hayırlı olsun" gibi büyük bi laf eder ya, işte ben etmiycem... zaten vatana ve millete faydalı bişi olsa kapatırlar bu blogu kimsenin de ruhu duymaz.
ne yazıcan kardeşim bu bloga dersen vereceğim cevap "biliyosam namerdim" olucaktır. lakin aklımdan bişeyler geçmiyo da değil. müzik, edebiyat belki biraz, bolca spor özellikle galatasaray, siyaset, ülke gündemi, kafama takılan beni mutlu ve rahatsız eden herşey kısaca. dükkan benim değil mi kardeşim... ilerde büyük adam olur da birileri beni kale almaya karar verirse buraya bakar "küçüklüğünde de pek parlakmış hergele" derler. sırf bu yüzden yapıyorum bu blogu başka sebebi yok...
hani yeni bi fabrika, entegre et tesisi ya da umumhane açılışında kurdeleyi kesen zat "vatana millete hayırlı olsun" gibi büyük bi laf eder ya, işte ben etmiycem... zaten vatana ve millete faydalı bişi olsa kapatırlar bu blogu kimsenin de ruhu duymaz.
ne yazıcan kardeşim bu bloga dersen vereceğim cevap "biliyosam namerdim" olucaktır. lakin aklımdan bişeyler geçmiyo da değil. müzik, edebiyat belki biraz, bolca spor özellikle galatasaray, siyaset, ülke gündemi, kafama takılan beni mutlu ve rahatsız eden herşey kısaca. dükkan benim değil mi kardeşim... ilerde büyük adam olur da birileri beni kale almaya karar verirse buraya bakar "küçüklüğünde de pek parlakmış hergele" derler. sırf bu yüzden yapıyorum bu blogu başka sebebi yok...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
