29 Mayıs 2010 Cumartesi
soğuk meze günlükleri
kesip biçip doğrama işi bu hafta sona erdi. içimdeki cevheri farketmeleri pek de fazla uzun sürmedi. önce baş aşçı cumartesi haftalık olağan mutfak toplantısında şahsıma övgüler yağdırıp teşekkür etti gayretli başarılarımın devamını diledi. bikaç gün sonra da sebzehanede salata soyup marul doğramaktan alınıp soğuk meze ustasının yanına çırak tayin edildim. bikaçgün içinde süperkulade ustam tarık bana italyan salata karides salata acılı ezme ve bi ton mezeyi uygulamalı ve bana yaptırarak öğretmeye başladı. deniz ürünleri salataları italyan geceleri meksika gaceleri. sevdiğim işi yapmanın verdiği fiziki yorgunluk ve ruhsal ferahlık. bu yaz hızlı geçecek gibi. biraz tecrube lazım. eğlenmeye devam...
Etiketler:
deniz ürünleri,
italyan salata,
karides salata,
soğuk meze
19 Mayıs 2010 Çarşamba
yalnızım dostlarım...
bedeniyle iş yapanların (yanlış anlaşılmasın tabir. inşaat işçileri hamallar şöförler vs..) niye arabesk müzik dinlediklerini hiç merak etmedim. ama sebebini bulmam kendiliğinden oldu. şu aşçılık işine daldığımdan beri elimde bıçak bişeyler doğruyorum rendeliyorum kıyıyorum. ve hep dilime arabesk müziğimizin güzide seçme eserleri takılıyor nedendir bilmem. kulağımda hep o arabesk havalar var. adam akıllı müzik dinlemeye başlamam babamın bizim evdeki kasetçaları tamir etmesine denk gelir. yine bozulunca biriktirdiğim sony walkmanim ile devam ettim müzik macerama. mustafa sandal kenan doğulu ile başlayan müzik serüvenim birden sertleşti megadeth ile tanışmamala. uzun süre direndim metallica dinlememek için sonra. michael jordanı sevmemek için direnmem gibi. sonunda black albümü elime geçene kadar. ve kayış koptu daha sonra. tüm metallica megadeth albümleri bi ton heavy metal deadh metal albümünden sonra sanırım biraz yavaşlamaya karar verdim. merzifona tayin olduğumda geçirdiğim a sosyal ve bunalımlı dönemde ev arkadaşlarımın etkisiyle yavaş yavaş sardım arabeske. ha bir de yazları gelip aşk acısı yüzünden öküzler gibi böğürdüğümde... ibrahim tatlıses orhan gencebay ve son nokta benim için müslüm gürses. bunların içinde kaliteli müzik dediğinde orhan gencebay. mükemmel yorum dediğimde müslüm gürses geldi hep. ibo benim için dilde tekerlemeden ileri gitmedi. bi de antidepresandan. merzifonun son dönemi ve istanbulda toparladım kendimi. biraz daha rock ve blues ağırlıklı ama hep iyi müziği arayan bi kulağım oldu. oturup saatlerce aziza mustafa zadeh dinleyebilecek kadar...
olayın başına dönersek neden hep beden işçileri arabesk müzik dinler ve söyler. heralde bu motivasyonu arttırıyor gibi geliyor. mağduru oynamak oynayanı sevmek var bizim genimizde. biri bize nasılsın diye sorduğunda "abi sürünüyoruz işte" diye cevap vermeyi seviyoruz biz. kim olursa olsun sırtında küfe ile gezen bi adamın deep purple söylemesini normalmiş gibi görmesini bekleyemeyiz. ben ki elimde bıçak kabak doğrarken yalnızım dostlarımı söylüyorsam bu bizim alaturka genlerimizden.
-naber birader
-eyvallah abi sürünüyoruz işte...
Not: dünya turu uzun bi süre askıda kalacak gibi. kısmet...
olayın başına dönersek neden hep beden işçileri arabesk müzik dinler ve söyler. heralde bu motivasyonu arttırıyor gibi geliyor. mağduru oynamak oynayanı sevmek var bizim genimizde. biri bize nasılsın diye sorduğunda "abi sürünüyoruz işte" diye cevap vermeyi seviyoruz biz. kim olursa olsun sırtında küfe ile gezen bi adamın deep purple söylemesini normalmiş gibi görmesini bekleyemeyiz. ben ki elimde bıçak kabak doğrarken yalnızım dostlarımı söylüyorsam bu bizim alaturka genlerimizden.
-naber birader
-eyvallah abi sürünüyoruz işte...
Not: dünya turu uzun bi süre askıda kalacak gibi. kısmet...
Etiketler:
arabesk,
beden işçileri,
heavy metal,
rock
10 Mayıs 2010 Pazartesi
bol yeşillik
bu gün bol yeşillikli bi gündü ))) yeşil soğan, salatalık, maydanoz, roka vs...
eğlenceliydi yorucuydu...
yeni gün yeni maçera...
eğlenceliydi yorucuydu...
yeni gün yeni maçera...
9 Mayıs 2010 Pazar
bi boylalı kuşum
bikaç gündür koşuşturma yüzünden yazamıyorum.
bi boyalı kuş olma yolunda emin adımlarla ilerliyomuyum ne. hayallerimi gerçekleştirmek için ilk adımımı attım. bu pazartesi kuşadası pine bay resort da aşçı yardımcılığı kursuna başlıyorum. pek büyük bişi değil ama bi yerden başlamak lazım. büyük hayaller için küçük adımlar.
bundan sonra pek sık yazamasam da daha çok eğleneceğim kesin.
zora düşünce bu posta bakıcam. yola çıkma zamanı. teker dönsün...
bi boyalı kuş olma yolunda emin adımlarla ilerliyomuyum ne. hayallerimi gerçekleştirmek için ilk adımımı attım. bu pazartesi kuşadası pine bay resort da aşçı yardımcılığı kursuna başlıyorum. pek büyük bişi değil ama bi yerden başlamak lazım. büyük hayaller için küçük adımlar.
bundan sonra pek sık yazamasam da daha çok eğleneceğim kesin.
zora düşünce bu posta bakıcam. yola çıkma zamanı. teker dönsün...
3 Mayıs 2010 Pazartesi
Doğa İçin Çal
Ben sadece üzerime düşen görevi yapıyorum
Dünya'nın hali ortada. Yerküresiyle, atmosferiyle tehlike sinyalleri verip duruyor.
Küresel iklim değişikliği bir dert; seller, taşkınlar, buzulların erimesi, kıyıların denizler tarafından yutulması ihtimali, kuraklık...
Beslenme başka bir dert; besin bulanlar için GDO'lu ürünler, denetimsiz tarımsal ilaçlama, sakıncalı katkı maddeleri... Bulamayanların sorunu karmaşık değil: Sadece açlık! Enerji savaşları, temiz su savaşları... Yani gidişat iyi değil.
En güçlü ya da yoksul olanların büyük çoğunluğu, kendi küçük ya da büyük çıkarını esas alarak, kendini dünyanın merkezine koyarak yaşıyor. Herkesin mazareti var!
Çok şey sadece günü kurtarmaya yönelik.. Doğayı yok sayarak yapılan her şey, geleceğimizi biraz daha belirsizleştiriyor. Komik olan, korunmak doğanın umurunda bile değil. O nasıl olsa, öyle ya da böyle var olacak... Vay bizim halimize...
İklim değişiklikleri, seller, taşkınlar, bunlar dünya kabuk bağladığından bu yana hep var ama son yüz yılın grafikleri öncekilerle benzerlik göstermiyor, kendi elimizle yaptıklarımızın, bu kötü gidişe direkt etkisi var. Önceleri düşe kalka yaşıyorduk, artık kıçımızın üstünde hızla kaymaya başladık. İşin bilimiyle uğraşan herkes bu konuda hem fikir. Çevreci hareketler, bu gidişi durdurulması gerektiğini herkese anlatmaya çalışıyor.
Agaclar.net olarak başından beri işin neresinden tutacağımıza bakıp durduk. Yaptığımız her şeyde bu amacın izi var. Daha neler yapabiliriz?
Doğa sorunlarının evrenselliği, doğanın insanlara mekan ve kaynak oluşuyla, müziğin evrenselliği ve insanların ortak dili oluşu arasındaki bağ, projenin çıkış noktası oldu.
Müzik; yaygın, eneji dolu, durdurup kendini dinleten ya da arka plana geçip çaktırmadan varolan...
Seçtiğimiz parça: "Divane Aşık Gibi" Bilmeyen yok, sevmeyen yok...
Dünyanın çivisini çıkaranlar kadar, bunu seyretmekle yetinenler de benzer biçimde sorumluysa, çözümler bulmak ve uygulamak zorundaysak, her vesile ile hatırlamalı, hatırlatmalıyız.... Hem değişim gerektiğini bilip, hem "Şöyle yap, böyle yap" laflarını dinlemediğimize göre, "ne yapmalıyım" diye düşünmek gerektiğini her dinlediğinde hatırlatan bir müzik işe yarar mı? En azından konunun farkında olanlar için, arka planda fazladan bir vicdan azabı durumu yaratır mı?
"Birlikten kuvvet doğar" mı? Tek tek düşündüğümüz, anlatmaya çalıştıklarımız, hep birlikte, bir ucundan tutarak ortaya konduğunda verdiği enerji artar mı?
Agaclar.net'ten Fırat Çavaş, doğdukları iller farklı, yaşadıkları mekanlar farklı, zevkleri, yaşama bakış açıları farklı 45 müzisyeni, varolan gerçekleri bir kez daha hatırlatmak için bir araya getirdi: Doğa için çal!
"Divane Aşık Gibi" yollarda dolaşmaktan başka, hem mecazda hem de fikirde "Sen yağmur ol, ben bulut, Maçka'da buluşalım" diyoruz.
Yeni başladık, devam edeceğiz...
Sizi de bekleriz!
Doga icin cal ! / Divane Asik Gibi - Official Video from Doga icin cal on Vimeo.
Doğa İçin Çal, bir agaclar.net projesidir.Dünya'nın hali ortada. Yerküresiyle, atmosferiyle tehlike sinyalleri verip duruyor.
Küresel iklim değişikliği bir dert; seller, taşkınlar, buzulların erimesi, kıyıların denizler tarafından yutulması ihtimali, kuraklık...
Beslenme başka bir dert; besin bulanlar için GDO'lu ürünler, denetimsiz tarımsal ilaçlama, sakıncalı katkı maddeleri... Bulamayanların sorunu karmaşık değil: Sadece açlık! Enerji savaşları, temiz su savaşları... Yani gidişat iyi değil.
En güçlü ya da yoksul olanların büyük çoğunluğu, kendi küçük ya da büyük çıkarını esas alarak, kendini dünyanın merkezine koyarak yaşıyor. Herkesin mazareti var!
Çok şey sadece günü kurtarmaya yönelik.. Doğayı yok sayarak yapılan her şey, geleceğimizi biraz daha belirsizleştiriyor. Komik olan, korunmak doğanın umurunda bile değil. O nasıl olsa, öyle ya da böyle var olacak... Vay bizim halimize...
İklim değişiklikleri, seller, taşkınlar, bunlar dünya kabuk bağladığından bu yana hep var ama son yüz yılın grafikleri öncekilerle benzerlik göstermiyor, kendi elimizle yaptıklarımızın, bu kötü gidişe direkt etkisi var. Önceleri düşe kalka yaşıyorduk, artık kıçımızın üstünde hızla kaymaya başladık. İşin bilimiyle uğraşan herkes bu konuda hem fikir. Çevreci hareketler, bu gidişi durdurulması gerektiğini herkese anlatmaya çalışıyor.
Agaclar.net olarak başından beri işin neresinden tutacağımıza bakıp durduk. Yaptığımız her şeyde bu amacın izi var. Daha neler yapabiliriz?
Doğa sorunlarının evrenselliği, doğanın insanlara mekan ve kaynak oluşuyla, müziğin evrenselliği ve insanların ortak dili oluşu arasındaki bağ, projenin çıkış noktası oldu.
Müzik; yaygın, eneji dolu, durdurup kendini dinleten ya da arka plana geçip çaktırmadan varolan...
Seçtiğimiz parça: "Divane Aşık Gibi" Bilmeyen yok, sevmeyen yok...
Dünyanın çivisini çıkaranlar kadar, bunu seyretmekle yetinenler de benzer biçimde sorumluysa, çözümler bulmak ve uygulamak zorundaysak, her vesile ile hatırlamalı, hatırlatmalıyız.... Hem değişim gerektiğini bilip, hem "Şöyle yap, böyle yap" laflarını dinlemediğimize göre, "ne yapmalıyım" diye düşünmek gerektiğini her dinlediğinde hatırlatan bir müzik işe yarar mı? En azından konunun farkında olanlar için, arka planda fazladan bir vicdan azabı durumu yaratır mı?
"Birlikten kuvvet doğar" mı? Tek tek düşündüğümüz, anlatmaya çalıştıklarımız, hep birlikte, bir ucundan tutarak ortaya konduğunda verdiği enerji artar mı?
Agaclar.net'ten Fırat Çavaş, doğdukları iller farklı, yaşadıkları mekanlar farklı, zevkleri, yaşama bakış açıları farklı 45 müzisyeni, varolan gerçekleri bir kez daha hatırlatmak için bir araya getirdi: Doğa için çal!
"Divane Aşık Gibi" yollarda dolaşmaktan başka, hem mecazda hem de fikirde "Sen yağmur ol, ben bulut, Maçka'da buluşalım" diyoruz.
Yeni başladık, devam edeceğiz...
Sizi de bekleriz!
Doga icin Cal 2 / Uzun ince bir yoldayim - official video from Doga icin cal on Vimeo.
Etiketler:
ağaçlar,
çevre,
doğa için çal,
iklim değişikliği,
küresel ısınma
2 Mayıs 2010 Pazar
Dünya Turu Avrupa

BÖLÜM 1
bu kadar kapsamlı bir gezi programını ilk defa yazıyorum. daha önce yurtiçi ufak rotalı gezilerde detaylı programlar yazmış ve uygulamıştım ama bu daha farklı. hiç bilmediğimiz bir yere. daha büyük bir macera...
Balkanlar.
artık herşeyimiz tamam. ingilizcemizi geliştirdik, kendimize yetecek kadar ispanyolca ve fransızca öğrendik. goldwing'imizi de aldık. çantalarımızı yerleştirdik, vizeler pasaportlar herşey hazır. o zaman artık teker dönsün bebek...
avrupa etabının ilk bölümü balkanlardan oluşacak. ana hatlarıyla rotamız: istanbul-selanik-bitola-üsküp-mostar-saraybosna olacak. tabi bu rotayı isteğimize ya da şartlara göre değiştirebiliriz.
1. kısım
katedeceğimiz ilk ülke yunanistan. yunanistandan geçip de Ata'nın doğup büyüdüğü toplarklara uğramamak büyük hata olur. ilk hedefimiz selanik. ileri...
istanbul selanik kara yolu hattı 9 buçuk saat kadar tutuyor. (yani hesaplamalar bunu gösteriyor 90 km sabit hız vs vs..) bu yolu iki parçada gitmeyi planlıyoruz. yani arada bir durak olacak. kavala. kavala yunanistanın kuzey doğusunda kalan bir sahil şehri. bikaç gün burda konaklayıp deniz kıyısında güzel bi akşam yemekleri yemek, küçük bir yunan kasabası kıvamındaki bu şehri biraz gezmek uygun olur diye düşünüyorum. uzun süre bize benzeyen bu son topraklardan uzak kalacağız çünkü.
kavala dan birkaç enstantane. kavala hakkında bilgi
burada biraz vakit geçirdikten sonra rotamızı selaniğe çeviriyoruz. kalacak yerimize yerleştikten sonra ilk olarak Ata'mızın doğduğu evi görmek olacak.
selanik den birkaç enstantane
burdaki turumuzu tamamladıktan sonra istikametimiz makedonya olacak. onu da bir sonraki postta yazıcam...
Etiketler:
balkanlar,
bitola,
istanbul,
kavala,
mostar,
saraybosna,
selanik,
üsküp,
yunanistan
1 Mayıs 2010 Cumartesi
BU GÜN 1 MAYIS
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
