20 Temmuz 2018 Cuma

Asiye(Bisiklet) Nasıl Kurtulur

Field of Play. Sports. Culture.
Dünyadaki gelişmiş birçok ülkede, medeniyet seviyesinin bir ölçütü olarak görebileceğimiz bisiklet kültürü, ülkemizde de yavaş yavaş gelişiyor. Ülkelerin sosyolojik ve ekonomik ve coğrafi yapılarına göre bisiklet kültürünün gelişmesi farklı hızlarda olabilir. Bu hızı, yaptığınız uygulamalarla kontrol edebilirsiniz. Doğru yolu uygulamanız sizin sorunu nasıl analiz ettiğiniz ya da, ne taraftan baktığınızla alakalıdır.

Mevcut algıda ülkemizdeki bisiklet sorunsalı bisiklet yollarının yetersizliği ve bisiklete binemenin güvenli olmadığı ile ilişkilendiriliyor ve bu bağlamda çözülmeye çalışılıyor. Peki sorun bisiklet yolunun yetersizliği mi yoksa bisiklete binen insan sayısının yetersizliği mi. Sosyal devletlerde tüm hizmetler arz talep dengesine göre öncelik sırasına alınır ve gerçekleştirilir. Yerel yönetimlerimiz bir avuç insanın  isteğine göre bisiklet yolları yapmıyor. Yani onları yeterli sayıda toplanmış seçmen olarak görmüyor. Bu nedenle bisiklet yolları yapılsa da, ana güzergahlara yapılıyor ve ihtiyacı karşılayamıyor. Soruna alt yapı sorunu olarak bakarsanız bir kültür geliştirme imkanınız olmuyor. Bu bir şehre kriket sahası yapıp insanların o sahada kriket oynamasını beklemekle aynı. Siz kriket sahası yapıyorsunuz ama insanlar gelip o sahada, futbol oynuyor. Çünkü hakim olan kültür futbol kültürü. Bisiklet yolları da böyle. Belediyeler bisiklet yolu yapıyor insanlar bu yollarda motosiklet kullanıyor, yaya yolu olarak kullanıyor, araba park ediyor.

Peki ne sorun. Nasıl çözülecek. Bundan 30 yıl önce ülkemizde basketbol sporu ulusal lig seviyesinde oynanan ama sokaktaki vatandaşın yeni yeni seyretmeye ve oynamaya başladığı bir spordu. Yeni yeni diyorum çünkü parklarda, hatta, birçok okulun bahçesinde basketbol postası bile yoktu. 90 lı yılların ortasında Efes Pilsen diye bir kulüp, Petar Naumoski diye bir adam tüm ülkeye basketbol diye bir spor olduğunu, bu sporun çok keyifli olduğunu ve uluslararası başarılar elde edilebileceğini kanıtladı. Arkasından Ülker gibi bir dev, Tofaş gibi büyük firmalar geldi. Ülkeye gelen büyük oyuncular ve kazanılan başarılar çocukların ellerinde topu atacak bir kale değil bir pota aramasına neden oldu. Kendine artık Aykut, Metin, Tanju değil Ufuk, Naumoski ya da Tamer diye sesleniyorlardı.

Talbe göre arz vardı artık. Yerel yönetimler, okullar mevcut tesislere ve yeni yapılan tesislere, parklara, birer hatta, birden fazla basketbol sahası yapmaya, başlamışlardı. Kısaca 30 yıl önce bir takımın ve yıldız bir oyuncunun yaktığı bir kıvılcım bu gün kocaman bir ateş olmuştu. Şu an Avrupa'n en iyi iki liginden birine ve birden çok Avrupa kupasına sahibiz. Hatta açık ara en popüler spor olan futboldan çok daha başarılıyız.

Peki bunu bisiklette nasıl yaparız, ne gibi bir fayda, sağlarız. Bisiklet sporu ülkemizde kısıtlı bir çevre tarafından takip edilse de dünya çapında çok büyük bir kitleye hitap eden, büyük paralar dönen bir spor. Özellikle Avrupa'da ve Amerika, kıtasında çok popüler. Bu sporu destekleyen en büyük gelir kaynakları tüm sporlarda, olduğu gibi sponsorlardan geliyor. İş burada başlıyor. Sponsorlar her platformda olduğu gibi verdiği paranın karşılığını almak istiyorlar. Burada da devreye vizyon giriyor.  Çünkü firma bisiklete verdiği desteğin nasıl geri alınacağını bilmiyor. Firmaların başındaki pazarlama ve reklam departmanları bu büyük potansiyelin farkında değil. Çünkü yöneticileri ya da çalışanları da bireysel olarak bu sporun büyüklüğünden haberdar değil. Özellikle uluslar arası iş yapan, yurt dışında, büyük ölçekte faaliyet gösteren Koç, Sabancı, Eczacıbaşı gibi büyük firmalar ve marka, sahipleri hem bu sponsor desteğini verebilecek hem de verdiği desteği fazla fazla geri alabilecek firmalar. Ortaya koyulan parayla sağladığı katkıyı ölçtüğünüzde kazanan sadece sponsor olmuyor.

Şimdi bir senaryo yazalım. X firması Y markasına sahip ve Y markası beyaz eşya, kozmetik ya da elektronik gibi bir sektörde faaliyet gösteriyor ve dünyanın dört bir yanına ihracat yapıyor. Her yıl dünya çapında harcadığı reklam bütçesi çift haneli milyon eurolar. Bu ölçekte bir firma orta sınıf bir bisiklet takımını 3-10M€ civarına kurabiliyor. Bu takımda, biri yıldız olmak üzere iyi bisikletçiler bulunabiliyor. Takımınızda olmazsa, olmaz ilk kural toplamda, en az 3 Türk bisikletçi bulundurmak(fazlası da olur). Kurduğunuz bisiklet takımının Word Tour lisansı alabilecek seviyede olduğunu ve katıldığını var sayalım.(mevcut bir Word Tour takımına da sponsor olunabilir) Takımınızda mutlaka klasik denen tek günlük yarışlara ve haftalık turlara en az 2 büyük turlarda ise en az 1 Türk bisikletçi bulunduracaksınız. Bu bisikletçiler takımınızdaki Ufuk Sarıca ve Tamer Oyguç'lar olacak. Takımınıza ekleyeceğiniz bir Naumoski ile hem ülkenin hem de tüm dünyanın gözü üzerinizde olacak. Ülke üzerindeki basketbol etkisi bu şekilde olacak. En çok bir kuşak sonra hatırı sayılır bir bisiklet izleyicisine, çok sayıda bisiklet sporcusuna, günlük hayatta bisikleti bir ulaşım aracı olarak kullanan milyonlara sahip olacaksınız. Bununla birlikte düşen araç kullanımı nedeniyle azalan hava kirliliği ve bisiklete binen sağlıklı bireyler sayesinde düşen sağlık harcamaları da cabası.

Gelelim sponsor ne kazanacak. Bir büyük tur yaklaşık 20 etaptan 3 hafta sürer. Her yıl sırasıyla İtalya, Fransa ve İspanya olmak üzere üç büyük tur düzenlenir. Klasikler ve haftalık turlar hariç bir büyük turda her etapta kaçışa bir bisikletçi göndermeniz demek 5 saatlik bir etabın en az 4 saatinde bisikletçinizin tüm Avrupa'dan Amerika'ya her 5 dk'da bir 20 sn görünmesi demek olacak. Etap içindeki görüntüler hariç, diğer görsel ve yazılı basını, sosyal medyayı saymıyorum bile. Hele ki ritmini bulmuş ve etap galibiyeti almaya başlayan bir takımın medyada alacağı süre %30 artacaktır. Uluslararası medyada takımınızın isminin devamlı yer alması, marka değerinizi de yükselecektir. Bu katma değeri gören Y ve Z firmaları da, çeşitli ölçeklerde bisiklete yatırım yapacaklar ve rekabet artacaktır. Birleşik Arap Emirlikleri'nin sadece ülke tanıtımı için kurmuş oldugu Bahreyn Merida takımı bu piyasanın ne kadar büyük olduğunu ve yatırım yapan herkesin rahatlıkla yer alabileceğini gösteriyor.

Uzun lafın kısası bir spor kültürü yaratmak sadece tesisleşerek değil kitleleri peşinden sürükleyen hareketlerle olur. Devletimizin de desteği ile böyle bir hareketin başlaması için henüz geç kalmış sayılmayız. Sadece devletimiz ve büyük şirketlerimiz değil spor kulüplerimiz de yeni çıkan amatör branşlara destek yasasından faydalanarak bisiklet sporuna destek olurlarsa bu ülkenin çehresini el birliği ile değiştirebileceğimize inanıyorum. Umarım asıl sorunun boş bisiklet yolları değil bisiklete binecek kitleler olduğunu anlayabiliriz.


 twitter.com/doganaybora

Fall of the Bi Boyalı Kuştum

2015 yılının Ocak ayında başarılı olarak başlayan biboyalikustum.com projesi yaşanan teknik aksaklıklar nedeniyle 2016 yılının başlarında son buldu. Hosting hizmetinin ücretsiz olması nedeniyle silinmesi, alınan yedeklerin kaybolması onca yazılan yazının yok olmasına, verilen emeğin heder olmasına, şahsımın da bu hüsran nedeniyle telef olmama neden oldu.

Ara ara eski blogumdan bişeyler paylaşabileceğimi hatırlayarak burayı tekrar aktif etmeye karar verdim. Pek olacağını düşünmesem de vatana millete hayırlı olsun.

Geçen süre zarfında bisiklete başlamam, aşçılık kariyerime profesyonel olarak devam etmem ve yakın zamanda ülke değiştirecek olmam gibi önemli gelişmeler oldu. Ve tabi çok güzel bir evlilik yaptım. Lakin bunu bilinmesi gereken prensibine göre buradan detaylarını paylaşmayacağım.

Evet biboyalikustum ikinci bir emre kadar bu adresten yayın yapacak. O zaman başlayalım...

25 Ocak 2015 Pazar

Bi boyalı kuştum artık kendine ait adreste

Bi boyalı kuştum artık kendine ait bir adres ile daha ciddi bir biçimde yayına başladı. biboyalikustum.com  bu gün itibari ile hizmetinizde.
arz ederim...

21 Ağustos 2014 Perşembe

Öfke mi baldan tatlı yoksa gerçekten kızıyor muyum...

Öfke mi baldan tatlı yoksa gerçekten kızıyor muyum. sabah mesaisine başladığım şu saatte halen akşamdan kalma mide ağrım devam ediyorsa gerçekten bazı şeylere kızdığıma kanaat getiriyorum. Sebepsiz lüzumsuz saçma sapan olması daha çok üzüyor beni...


17 Haziran 2014 Salı

Mandalinalar

Fettah çok manidar söylemiş. zamanlama da benim için çok manidar ))) gün geçmiyor ki hayat insana ne gibi güzellikler getirsin. comming soon diyelim, bekleyelim...


23 Nisan 2013 Salı

Yeni bir hedef. Güney Avrupa-Kuzey Afrika Turu

Yeni bir bahis konusu, yeni bir hedef. Gerçekleştirilme olasığı diğer hayallere nazaran daha mümkün. Üzerine çok yazacağız daha bunun. Coming soon....

23 Şubat 2012 Perşembe

bu sefer gerçekten çok oldu yazmayalı

bu sefer gerçekten çok oldu yazmayalı. çok şey değişti hayatımda, amaçlarım, hedeflerim, yaşam stilim, saç şeklim, arzularım, isteklerim. biraz daha yalnız kaldım. biraz daha baş başa kaldım kendimle. bir hortumun içindeymiş gibi savruldum oradan oraya. yaşadığım şehir değişti, etrafımdaki insanlar, bindiğim araçlar değişti, bildiğim dostlar, dinlediğim şarkılar. kendime ait olmayan bir hayat yaşıyor gibiyim. kendime ait olmayan bir hayatta kendime ait birşeyler edinme çabasındayım. aklımın haddinden fazla karışık olması hayata dair konsantrasyonumu etkiliyor. o kadar çok şey yaşadım ki son zamanlarda gök taşı düşse üzerime normal gelecek. işin garibi eskiden tuhaf bir arabesk haline getirebildiğim en ufak şeyleri şimdi daha rahat göğüsleyebilen duygusuz bir organizmaya dönüşmüş olmam. sanırım bu yüzden bu yazıyı düz bir yazı ve büyük küçük harf ayırd etmeden yazmam. üretkenliğimi kaybettim, neşemi kaybettim, duygularımı kaybettim. mekaniklik kazandım bunun yerine, hayatta kalma becerisi kazandım, belki biraz da gaddarlık kazandım. gücün iyi tarafından kötü tarafına kaymaya başladım. kendimi anakin gibi hissediyorum bazen. star wars tadında bir hayat. müzik dinlemiyorum artık. aptal tv dizileriyle vakit geçiriyorum. yazmıyorum artık. yazılanları okumuyorum. amacım tek ama çabalamıyorum. korkarım elimdeki fırsatları bir bir kendi elimle harcıyorum. bazen bir omuz istiyorum arkamdan itecek beni bir güç, hayata bağlayacak bir nefes. çok mu şey isyiyorum. her ikinize de soruyorum ?